Yeni bir araştırmaya Göre Sık Gündüz Uykusu Demansla Bağlantılı Olabilir!

Yeni bir araştırma, yaşlılarda sık gündüz şekerlemesinin on yıl içinde demans geliştirme riskini artırabileceğini ortaya koydu. Araştırmacılar bu ilişkinin nedensel olmadığını, ancak dikkat edilmesi gereken bir risk faktörü olduğunu belirtiyor.

Journals of Gerontology dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, sık gündüz uykusu çeken yaşlıların, nadiren ya da hiç uyumayanlara kıyasla önümüzdeki on yıl içinde demans geliştirme olasılığı belirgin biçimde yüksek.

Johns Hopkins Üniversitesi'nden psikolog ve uyku araştırmacısı Adam Spira, sık uykunun beyindeki değişimlerin bir göstergesi olabileceğini, beyin değişimlerinin nedeni olmadığını söyledi. Spira, bu ilişkinin çift yönlü olabileceğini de belirtti.

Araştırmada, ABD'de 65 yaş ve üstü Medicare yararlanıcılarını kapsayan uzunlamasına bir anket olan Ulusal Sağlık ve Yaşlanma Eğilimleri Çalışması (NHATS) verileri incelendi. Çalışmaya, başlangıçta demansı olmayan ve uyku alışkanlıkları hakkında soru yanıtlayan 995 katılımcı dahil edildi. Ortanca 5 yıllık izleme süresinde, katılımcıların 417'si (yüzde 41,9) olası ya da muhtemel demans tanısı aldı.

Yaş, cinsiyet, ırk/etnik köken, eğitim, sigara kullanımı, vücut kitle indeksi, çeşitli sağlık durumları ve uyku faktörleri gibi değişkenler hesaba katıldıktan sonra, sık uyuyanların demans riski en yüksek grup oldu. Her gün ya da çoğu gün uyuyanların demans oranı, hiç ya da nadiren uyuyanlardan yüzde 48 daha yüksekti.

İstemsiz uykunun da riski artırdığı görüldü; istemsiz uyuyanların demans oranı, uyumayanlardan yüzde 39 daha yüksekti. Uyku süresi de bir faktördü: 30 dakika ya da daha kısa uyuyanların demans oranı, uyumayanlardan yüzde 40 daha yüksekti. Sık, istemsiz ve kısa uykunun izleme döneminde hafıza bozukluğu geliştirme riskiyle de ilişkili olduğu bulundu.

Araştırmacılar, nadir uyumanın, istemli uykunun ve 30 dakikadan uzun uykunun da risk işaretleri taşıdığını, ancak son analizde bu etkilerin istatistiksel olarak anlamlı olmadığını kaydetti.

Araştırmacılar, bunun gözlemsel bir çalışma olduğunu ve sık ya da kısa uykunun demansa yol açtığı sonucuna varılamayacağını vurguladı. Yazarlara göre, bilişsel işlevi bozan nörolojik değişiklikler gündüz uykusunu artırabilir; bu nedenle ilişki çift yönlü olabilir.

Çalışmada, gece uyku süresi, gündüz uykululuğu ve uyku apnesi riski gibi uykuyla ilgili faktörler de hesaba katıldı. Sonuçlar, sık uykunun, istemsiz uykunun ve 30 dakika ya da daha kısa uykuların bu faktörlerden bağımsız olarak demans riskiyle ilişkili kaldığını gösterdi.

Araştırmacılar, ilişkinin doğasını anlamak için gelecekte yapılacak çalışmalara ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor. ABD'de demans vakalarının 2060 yılına kadar iki katına çıkması öngörülüyor; yeni araştırmaların bu hastalıkla mücadele yollarını açabileceği umuluyor.

Kaynak: sciencealert.com

Bilimsel Araştırmalar topiğinde diğer gelişmeler