Beden dışı deneyim testinde katılımcılar başka odadaki görüntüyü bilemedi.
21 kişinin katıldığı deneyde görüntüleri tanımlama başarısı tahmin düzeyini aşmadı. Ancak iki katılımcının araştırmacıların konum ve faaliyetlerini doğru anlatması, deneyin önceden belirlenmiş kapsamı dışında kalan yeni bir araştırma sorusu oluşturdu.
EXPLORE dergisinde yayımlanan bir araştırmada, beden dışı deneyim yoluyla başka bir odada gösterilen görüntüleri tanımlamaları istenen katılımcılar, tahminden daha başarılı sonuç elde edemedi. Deney sonrasındaki görüşmelerde ise iki katılımcı, kendilerine sorulmadan araştırmacıların nerede bulunduğuna ve ne yaptığına ilişkin doğru ayrıntılar aktardı. Araştırmacılar, bu anlatımların doğaüstü bir algının kanıtı sayılamayacağını vurguladı.
IFLScience'ın aktardığına göre, nüfusun yaklaşık yüzde 10 ila 20'sinin bedeninden ayrılma hissini yaşadığı düşünülüyor. Nedenleri ve tetikleyicileri değişen bu deneyimi daha az sayıda kişi, kendi isteğiyle yaşayabildiğini bildiriyor. Araştırma, bu iddiayı başka bir odadaki görüntüyü tanımlama göreviyle sınadı.
Çalışmaya katılan 21 kişiden 10'u beden dışı deneyim yaşadığını bildirdi; 13 kişi ise görüntülerin ne olduğunu söylemeye çalıştı. Bedeninden ayrılma hissi yaşamadan yanıt verenler, görüntülerin içsel olarak kendilerine geldiğini söyledi. Yanıtların doğruluğu, tahmin düzeyini aşmadı.
Deney sonrası görüşmede 7 numaralı katılımcı, beden dışı deneyimi sırasında yan odadaki araştırmacıları gördüğünü belirtti. Araştırmacıların oturuşunu ve birinin bilgisayar ekranına odaklanırken diğerinin kitap okuduğunu doğru tarif etti. 13 numaralı katılımcı da bir araştırmacının not aldığını, diğerinin bilgisayar ekranının solunda oturduğunu doğru anlattı.
Bu anlatımlar, araştırmanın başlangıçta belirlenen testinin parçası değildi. Bu nedenle beden dışı deneyimlerin kişiye doğaüstü bilgi sağladığına kanıt olarak değerlendirilemiyor. Araştırmacılar yine de bulguların bilinç araştırmaları açısından yeni sorular sunduğunu belirtiyor.
University of Virginia School of Medicine araştırmacısı Dr Marina Weiler, yayımlanan açıklamada bulguların bilinç ve gerçekliğin doğasına ilişkin daha derin düşünmeyi teşvik etmesini umduğunu söyledi. Weiler, araştırmanın yalnızca beden dışı deneyimlerin gerçek olup olmadığını değil, gerçek kavramıyla ne kastedildiğini de sorguladığını ifade etti.
Weiler ve meslektaşları, benzer deneylerde daha akılda kalıcı, ayırt edici veya duygusal açıdan ilgi uyandıran hedeflere öncelik verilmesini öneriyor. Katılımcıların görüş alanı dışındaki araştırmacıların belirli giysiler ya da renkler kullanması ve katılımcıların bu ayrıntıları yönlendirme olmadan aktarıp aktarmadığının sınanması, önerilen yöntemler arasında yer alıyor.
Weiler, beklenmedik bulguların potansiyel olarak yararlı bir yön sunduğunu, ancak anlamlarının anlaşılabilmesi için önceden planlanmış deneylerde ve titiz koşullar altında test edilmeleri gerektiğini belirtti. Beklenmedik sonuçların daha iyi sorular sormaya yardımcı olabileceğini söyleyen Weiler, artık gelecekteki deneylerde sınanabilecek somut bir fikirleri olduğunu ifade etti.
Kaynak: iflscience.com