Hiroşima ve Nagazaki Neden Yaşanabilirken Çernobil Neden Yaşanamaz Hale Geldi?
20. yüzyılın en yıkıcı üç nükleer olayından ikisi Japonya'da, biri Ukrayna'da yaşandı. Hiroşima ve Nagazaki'de insanlar yeniden hayatlarını sürdürebilirken Çernobil'de bu mümkün olmadı; aradaki farkın nedeni olayların niteliğinde yatıyor.
Ağustos 1945'te, İkinci Dünya Savaşı'nın sonuna doğru Amerika Birleşik Devletleri, üç gün arayla Japonya'nın Hiroşima ve Nagazaki kentlerinin üzerine Little Boy ve Fat Man adlı iki atom bombası attı. Hava saldırıları sonucunda 129 bin ile 226 bin arasında kişi hayatını kaybetti ve ölenlerin çoğu sivildi.
Patlamaların ardından yardım için kente koşan kurtarma ekipleri de kısa sürede radyasyonun etkisine yenik düştü. Sonraki yıllarda sağ kalanların birçoğunda lösemi, diğer kanser türleri ve ağır sağlık sorunları görüldü.
Patlamalara maruz kalan hamile kadınlarda düşük ve bebek ölüm oranları belirgin biçimde arttı. Doğumu sağ kurtulan çocuklarda gelişimsel engeller, zihinsel yetersizlik, büyüme geriliği ve kanser riskinde artış görüldü. Hiroşima ve Nagazaki bombalamaları, nükleer silahın bir düşman nüfusa karşı kullanıldığı tek örnek olmayı sürdürüyor.
Çernobil ise bunlardan farklı olarak bir kazaydı. 26 Nisan 1986 gecesi arızalı bir reaktör patladı ve atmosfere tehlikeli radyonükleidler saçıldı. Patlamanın gücü kirlenmiş maddeleri bugünkü Belarus, Ukrayna ve Rusya'yı kapsayan geniş bir bölgeye taşıdı.
Patlama sırasında iki kişi öldü, bir hafta içinde yaklaşık 28 kişi daha hayatını kaybetti. Ancak temizlik çalışmalarında görev alan ve "tasfiyeciler" olarak anılan yaklaşık 600 bin personel, sonradan tehlikeli düzeyde radyasyona maruz kaldı. Sovyet hükümeti olayı bir süre gizledi ve haberciliğin belirsizliği nedeniyle kaç kişinin öldüğü net olarak belirlenemedi. BM, felaketin doğrudan sonucu olarak yalnızca 50 kişinin öldüğünü tahmin ediyor; 2005 yılında ise radyasyonun uzun vadeli etkileri nedeniyle toplamda 4 bin kişinin daha ölebileceği öngörüldü.
Bu nedenle ortada iki farklı tablo var: Hiroşima ve Nagazaki'de kısa sürede çok sayıda can kaybına yol açan iki büyük patlama, Çernobil'de ise daha az doğrudan ölüme neden olan ama çevreye çok daha büyük zarar veren küçük bir patlama yaşandı.
Farkın kaynağı patlamanın türünde yatıyor. Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan bombalar yerden çok yukarıda patlatıldı. Bu, patlamanın anlık hasarını artırdı ancak radyasyon düzeyini düşürdü. Çernobil'deki patlama ise çok daha küçüktü ve yer seviyesinde gerçekleşti. Bu nedenle atmosfere Hiroşima ve Nagazaki'dekinden 400 kat fazla radyoaktif madde yayıldı ve yerel bölgede büyük miktarda radyoaktif kalıntı bıraktı.
Bir de kullanılan parçalanabilir malzemenin miktarı farkı var. Çoğu nükleer silah ve reaktör, yüksek oranda U-235 izotopu içeren zenginleştirilmiş uranyumla çalışır. Nükleer zincirleme reaksiyon, nötronların U-235 atomlarını parçalamasıyla başlar ve büyük miktarda enerji açığa çıkar. Bir kilogram U-235, yaklaşık 17 kiloton TNT'ye eşdeğer enerji açığa çıkarabilir.
Hiroşima'ya atılan Little Boy bombası 64 kilogram uranyum içeriyordu ve saflığı, yani içindeki U-235 oranı yaklaşık yüzde 80'di. Reaktörlerde ise reaksiyonun daha düşük yoğunlukta ve uzun süre devam etmesi için kontrol çubukları kullanılır. Bu nedenle reaktörler çok daha büyük miktarda zenginleştirilmiş uranyuma ihtiyaç duyar; Çernobil reaktöründe yaklaşık 180 ton yakıt bulunuyordu. Nükleer reaktörler ayrıca yüksek düzeyde nükleer yan ürün de üretir.
Kaynak: iflscience.com